Muhteşem Ortaöğretim - Son Dem Bir dönem kapandı gerçekten. Neler görmedi ki bu gözler.. “Sevgili Şakir ve Şakireler” diye ders anlatanlar, arka sırada uyuklayana “Oğlum Angutyo!” diye seslenenler, Müge Anlı’nın programındaki, “Ya benimsin ya kara toprağın” diyen katil kocadan yola çıkıp bahsi geçen kara toprağın çernezyom olduğunu ve sadece Erzurum ve çevresinde bulunduğunu aklımıza kazıyanlar, kopya çekilmez dedikleri hocanın sınavında adeta minibüste ücret uzatır gibi elden ele uzatılan ders kitapları, her törende mutlaka okunan şiirler, tören bittikten sonra birer birer içeri girin lafını kalın bir olarak algılayıp kapıya hücum edenler(bizler), sosyal etkinlikleri her zaman derslerden önce tutan ve bir sene boyu ders işlemeyenler, her firsatta türkü söyleyenler, bazen birbirine sövse de karşı sınıfa karşı her daim bir arada duranlar, “Bu soru muydu hocam” sualine karşılık dürüstlüğü elden bırakmadan “Hayır, boru!” diyenler, yüreğimizi ağzımıza getiren sonra da “Kız meselesiymiş ya amaaan” dediğimiz okul kavgaları, kantindeki ablaların her sınav hüsranını 5 metre öteden saptamaları, sınav haftasında her güne iki üç sınav sıkıştırıp bir günü boş bırakıp uzaktan uzağa “Sevinsin keratalar” bakışı atanlar… Yani hiç kolay değildi işin özeti. İlk adım attığımızda sağ ayakla girip besmele çekeydik böyle olmazdı belki ! Olsun. Her gittiğim gün “Bugün de kazasız belasız inşallah” diye kapısından girdiğim, son ders boşsa saatte 180 kilometre hızla kapısından çıktığım okul da bitti şükür. Artık yeni kapılar açma kimi zaman kırma kimi zaman da hafifçe tıklatıp ceket önünü tutarak içeriye bir adım atma zamanı. Bu sefer sağ ayak ve besmeleyle !

Muhteşem Ortaöğretim - Son Dem

Bir dönem kapandı gerçekten. Neler görmedi ki bu gözler.. “Sevgili Şakir ve Şakireler” diye ders anlatanlar, arka sırada uyuklayana “Oğlum Angutyo!” diye seslenenler, Müge Anlı’nın programındaki, “Ya benimsin ya kara toprağın” diyen katil kocadan yola çıkıp bahsi geçen kara toprağın çernezyom olduğunu ve sadece Erzurum ve çevresinde bulunduğunu aklımıza kazıyanlar, kopya çekilmez dedikleri hocanın sınavında adeta minibüste ücret uzatır gibi elden ele uzatılan ders kitapları, her törende mutlaka okunan şiirler, tören bittikten sonra birer birer içeri girin lafını kalın bir olarak algılayıp kapıya hücum edenler(bizler), sosyal etkinlikleri her zaman derslerden önce tutan ve bir sene boyu ders işlemeyenler, her firsatta türkü söyleyenler, bazen birbirine sövse de karşı sınıfa karşı her daim bir arada duranlar, “Bu soru muydu hocam” sualine karşılık dürüstlüğü elden bırakmadan “Hayır, boru!” diyenler, yüreğimizi ağzımıza getiren sonra da “Kız meselesiymiş ya amaaan” dediğimiz okul kavgaları, kantindeki ablaların her sınav hüsranını 5 metre öteden saptamaları, sınav haftasında her güne iki üç sınav sıkıştırıp bir günü boş bırakıp uzaktan uzağa “Sevinsin keratalar” bakışı atanlar… Yani hiç kolay değildi işin özeti. İlk adım attığımızda sağ ayakla girip besmele çekeydik böyle olmazdı belki ! Olsun. Her gittiğim gün “Bugün de kazasız belasız inşallah” diye kapısından girdiğim, son ders boşsa saatte 180 kilometre hızla kapısından çıktığım okul da bitti şükür. Artık yeni kapılar açma kimi zaman kırma kimi zaman da hafifçe tıklatıp ceket önünü tutarak içeriye bir adım atma zamanı. Bu sefer sağ ayak ve besmeleyle !

Nihayet son karnemi alınca ben!
disneypixar:

Hold on to your dreams.
sororitysugar:

maximum UP inspiration ❤
disneypixar:

Let’s not run through this obstacle course and say we did.